Devir Bulut Devri!

Merhaba herkese,

Bugün sizlere bulut sunucu dünyasından ve alternatiflerden biraz bahsetmek istiyorum. Digitalocean gibi uzun zamandır kullandığım ve memnun olduğum bir cloud server sağlayıcısına ilaveten, AWS (Amazon) , Linode gibi alternatiflerden de bahsedeceğim. Siz seçiminizi yaparken, önce ihtiyaçlarınıza karar vermelisiniz.

Temel farklarına gelecek olursak,

AWS:

Amazon, bugün bulut sunucu dediğimiz sunucu mimarinisi, daha adı bulut sunucu değilken kurgulayan, aslında bir nevi bulut sunucu denilen yapıyı icat eden firma. Sektörün bildiğim ilk, dolayısıyla en tecrübeli oyuncusu. Hal böyle olunca farklı ihtiyaçlar için birbirinden farklı servisleri mevcut. Amazon Web Services ismi şimdi daha anlamlı geliyordur diye düşünüyorum. EC2 (cloud server) , S3 (Simple Storage Service) , RDS (Relational Database Service) gibi gibi bir çok servisi mevcut. Bence en büyük artısı  Elastic Load Balancing iken en büyük eksisi fiyatı!

Linode:

10$’dan başlayan fiyatlarla sanal sunucu (Amazon’daki EC2) oluşturmanızı sağlıyor. Ek olarak NodeBalancers adını verdikleri, sunucuya binen yükü otomatik dağıtmayı sağlayan bir servisleride mevcut. Ancak tabiki Amazon seviyesinde değil.

DigitalOcean:

Amazon’dan çok Linode’a rakip diyebileceğimiz DigitalOcean 5$’dan başlayan fiyatlarla Sanal Sunucu veriyor. Bugün Türkiye dahil dünyada çılgın gibi büyüyen bir firma. Bunun arkasında 5$ etiketinin etkisi olsada, bence en büyük avantajı Community! Github’da arattığınızda DigitalOcean serverları için yazılmış 600 küsür Repo görebilirsiniz. Bu rakam Linode’da 300’lerde iken AWS tabiki 1000 civarı. Uygulamada, örneğin DigitalOcean’da olmayan bir özellik olan LoadBalancer’ı github’daki bir repo sayesinde 5$’a ikinci bir makine açıp kullanabilirsiniz.

Tüm bunlara alternatif olarak Türkiye’den birkaç firma yazabilmeyi çok isterdim ancak maalesef, en iyi dediğimiz Türk firmaları bile bu işi henüz örnek verdiğim sitelerdeki standartların çok altında yapıyor. Bırakın load balance’ı Türkiye’de hiçbir firma siz ticket açıp istemeden (bulut!) sunucunuzun ram veya cpu’sunu arttırıp azaltabilmenize imkan vermiyor.

Favorim olan DigitalOcean için temel sunucu ve panel kurulumunu anlatan bir link paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum.

http://www.hakanyazici.com.tr/blog/digital-oceanda-vesta-cp-kurulumu/

Buluta geçmeniz dileğiyle,

 

Brackets Kullanımı

Selamlar herkese,

Uzun zamandır yazmak istiyorum, ancak yazmaya değer taze bilgi edinemiyordum her nasılsa. Bir süredir Brackets adında bir geliştirme editörü kullanıyordum, ve onun hakkında yazmaya karar verdim. Brackets’ı Adobe geliştirmiş, ancak açık kaynak geliştirmesi GitHub üzerinden devam ediyor. Daha emekleme döneminde sayılabilir Brackets ama, böyle emekliyorsa nasıl yürür merak konusu!

Notepad++ veya Sublime Text kullananlar Brackets’ı mutlaka deneyin. Şahsen Sublime Text kullanmıyordum zaten ama uzun zamandır Notepad++ kullanan biri olarak Brackets’a geçtiğimde çağ atlamış gibi hissettim kendimi.

Brackets’ın bazı özellikleri:

Canlı Önizleme: bu özellik sayesinde html dosyasında yaptığınız değişikliği canlı olarak chrome tarayıcınızda da görebilirsiniz.

Quick View: bu özellik ile örneğin renk kodlarının üzerine geldiğinizde hangi tonda bir renk yakaladığınızı görebilirsiniz.

Quick Edit: bu özellik ile örneğin bir class seçip sağ tıkladığınızda hızlı düzenle diyerek direk ilgili stil dosyasındaki ilgili bölümü düzenleyebilirsiniz.

Eklenti Desteği: Aşağıdaki listede verdiğim ve vermediğim birçok eklenti ile daha bir çok özelliğe sahip olabilirsiniz.

Neyse hikaye kısmını geçip, Brackets’ın kurulumuna geçelim. Brackets’o brackets.io adresinden indirebilirsiniz. Ve ardından ilk yapmanız gereken şey bence eklenti bölümüne gelerek, şu eklentileri kurmak:

Brackets Darker (Koyu renkli temalar)

Brackets Language Swither (Belki lazım olmayacak ama Notepad++’dan alışkanlık, el altında bulunsun 🙂 )

eqFTP ( şuan Brackets’daki en iyi FTP yazılımı. Dosyayı kaydettiğinizde otomatik upload özelliği mevcut)

Emmet ( Notepad++’dan tanıdığımız Emmet işte. Hızlı HTML ve CSS kodları yazmak için)

Extension Highlighter ( Dosya ağacındaki dosya uzantılarını renklendirmek için, kullanışlı )

Minifier ( Gerektiğinde .min dosyaları elde etmek için )

Share to pastebin ( kod parçacıklarını tek tıkla paylaşmak için)

Todo (dosyaların içlerindeki notları tek bir yerden görebilmek için.

Ve bunları kurup ufak tefek ayarlarını da yaptığınızda inanılmaz bir Geliştirme Editörü olduğunun bir kez daha farkına varıyorsunuz. Belki BackEnd geliştirme için henüz erken ama FrontEnd için ideal.Aklınıza takılan, bulamadığınız, merak ettiğiniz herhangi bir şey için yorum bırakabilirsiniz.

Görüşmek üzere.

 

Oy ve Ötesi

Selamlar öncelikle,

Size bugün sivil toplum örgütü gibi bir şey olan, ve amacı oylara sahip çıkmak olan “Oy ve Ötesi” oluşumundan bahsetmek istiyorum.

Aylar önce bir web sitesinde haberini görmemle başladı her şey. O gün kayıt oldum. Sürekli mailleri kontrol ettim ve alabildiğim kadar sorumluluk almaya çalıştım. Sonuçta bana düşen bir okulda sorumlu olmak oldu. Sorumluluklarım neler, Oy ve Ötesi ne yapar bunlardan biraz bahsetmek gerek tabi.

Nedir bu Oy ve Ötesi?

İstanbul’da her sandığa (toplam 33.000 adet) bir gönüllü bulmak hedefiyle yola çıkan Oy ve Ötesi’nde temel amaç şeffaf, güvenilir sandık sonuçları elde etmek. Bunun için, gerek sandıkta hile yapılmasını engellemek, gerek sonuçlarda manipülasyon yapılmasını engellemek olsun her türlü düzenbazlığı engellemeyi görev edinmiş bir topluluk. Bunu yapmak içinde tahmin edersiniz ki, bu tür ayak oyunlarının farkına varabilecek ve engelleyebilecek bilince sahip müşahitler olması gerekiyor. İşte tam bu noktada Oy ve Ötesi siteye çeşitli eğitimler yüklüyor, hatta bazen konferans şeklinde eğitimler düzenliyor. Sırf bunun için bile katılmak, gönüllü olmak gerektiğini düşünüyorum. Bilinçlenmek, farkında olmak için.

Başka ne işe yarayacak?
Oy ve Ötesi’nin herhangi bir siyasi parti ile ilişkisi yok. Olmamalı da zaten. Partiler üstü bir platform olmanın güzelliği ise, platformun açıklayacağı seçim sonuçları en tarafsız, en güvenilir sonuçlar olacak. Çünkü bilgiler 33.000 gönüllü, hiçbir maddi gelir beklemeyen sandık görevlisi tarafından sağlanıyor.  Ve  bu sayede seçimlere, dolayısıyla demokrasiye olan güveninde artması bu oluşumun katkılarından biri.

İşte özetle böyle bir şey Oy ve Ötesi. Sizi de gönüllü olmaya davet ediyor, demokrasi için sandığımıza sahip çıkalım diyorum! 30 Mart yerel seçimlerinde güvenilir sonuçlar çıkması dileğiyle.

Not: Acele edin, 23 Mart Gönüllü olmak için Son gün!

En şık yemek tarifi sitesi: Yemekliz!

Herkese merhabalar,

Gene her zaman ki gibi uzun bir aradan sonra yazıyorum. Bir arkadaşımın okul projesi olarak başlayan yemek tarifleri sitesini geliştirerek aktif hale getirdim. Bunu da buradan paylaşayım dedim 🙂

Yemekliz henüz yeni olduğu için çok fazla tarif yok ( hoş bu blogu takip eden kitle ne kadar ilgilenir bilmem ama, herkes yemek yiyor neticede öyle değil mi 🙂 ). Ama zamanla eklenecek, merak etmeyin. Bot ile çeşitli sitelerden çekmek yerine özgün tarifler koymayı amaçladığım için yavaş olabilir bu işlem.

Sitenin özelliklerine gelince, işte o kısımda fark yaratmaya çalıştım :). Öncelikle site diyet yapanlar için ideal. Çünkü her yemeğin kalorisi’de sitede yer alıyor. Hemde başka sitede bulamayacağınız gerçeklikte ( Burada tahmini kalori değerleriyle, yemeğin gerçek kalorisiymiş gibi bilgi verenlere taş atıyorum 🙂 ). Ek olarak elinizdeki malzemelere göre, veyahut örneğin canınız etli yemek çekiyorsa, bu soruna çözüm getiren bir öneri motoru da sitede mevcut. Bu özelliği geliştirip daha ön plana çıkarmayı planlıyorum ilerleyen zamanda, ancak şimdilik anlattığım gibi. Bunlar dışında klasik tarif sitelerinin biraz daha şık olanı diyebiliriz. Yani öyle olmasını amaçladım ama ne kadar oldu bilinmez.

İşin teknik kısımlarına gelecek olursak, Yemekliz’in arayüzünü tasarlarken genel olarak Semantic-ui ile çalıştım. Ancak grid sistemi için daha çok hoşuma giden 978 Grid System‘i kullandım. Daha sonra işler karışmasın diye şimdiden responsive hale getirdim (mobil veya tabletlerde test edip sonuç bildirirseniz sevinirim hatta 🙂 ). Arkaplanda ise düz PHP kullandım. Şu sıralar Laravel öğrenmeyi düşünüyorum, öğrenir öğrenmezde siteyi Laravel framework’ü ile tekrar kodlayacağım (bu biraz zaman alabilir).

Siteyle ilgili planlı geliştirmelere gelecek olursak, aklımda üyelik sistemi var. Tarifler üzerine bir sosyal ağa doğru evirmeyi planlıyorum kısmetse. Tabi bundan da önce, tarifler hakkında görüş bildirme / yorum yapma bölümü var ki, onu biran önce halletmeliyim. Yukarıda üstünü çizdiğim özellikte altyapı olarak hazır, ancak arayüz çalışmasını bitirmediğim için şuan yok (bir kaç güne onuda halledip bu sefer bu kısmın üstünü çizeceğim 🙂 ). Bunlar dışında aklınıza gelen, önerdiğiniz bir fikir, özellik vs var ise belirtirseniz mutlu olurum.

Sitenin işinize yaraması, ve leziz yemekler yapmanız dileğiyle.

Google DevFest ’13

Dün bir arkadaşımla beraber GDG İstanbul’un GDG Eskişehir ve GDG Ankara ile birlikte düzenlediği, şimdiye kadar Türkiye’de ilk kez düzenlenen DevFest‘teydik. Genel olarak olumlu bulduğum konferansta eksikliklerde yok değildi.

Öncelikle iyi yanlarından biraz bahsetmek istiyorum. Türkiye’de bu boyutta konferans düzenlendi mi bilmiyorum, ancak bildiğim şu ki katıldığım en geniş kapsamlı konferanstı. Sabah 10:30’dan akşam 18:30 civarına kadar 4 salonda sürekli oturum vardı. Bu şekilde paralel oturum olması bazen hangisine gireceğime karar verememe yol açsa da (birazdan bahsedeceğim olumsuzluklar bunu kolaylaştırdı gerçi) bu genel olarak iyi bir şey.  Neyse gelelim içeriğe. Genellikle mobil teknolojiler üzerineydi oturumlar. Özellikle Android. Bir Google etkinliğinde IOS’a yer verilmesi de ilginç geldi bana açıkcası. Ama karşılaştırabilme ve öğrenme özgürlüğü açısından bunu olumlu buluyorum.

Olumsuz yanlarına gelince bence en büyük sorun A salonu dışındaki salonların küçüklüğüydü. Heleki C ve D deki hiçbir etkinliğe katılamadım. Erkenden gitmek, öbür oturum bitmeden çıkmak gerekiyordu öylede yapmak istemedim açıkcası. Daha büyük salonları olan bir mekan tercih edilebilirdi. Duyduğum kadarıyla herkes bu durumdan şikayetçiydi.

Benim katıldığım oturumlardan ekstra bilgi verirdim normalde ama not tutma şansım olmadı bu sefer. Hatta tutsaydım da içerikten dolayı çok yazacak bir şey olmazdı zaten. Tek diyeceğim Geleceği Yazanlar diye Turkcell’in el ayak verdiği bir platform kurulmuş. Mobil yazılım konusunda türkçe kaynak oluşturma gayretindeler. Girip faydalanabilirsiniz. Neyse son mesajım etkinliğin düzenlenmesine katkıda bulunanlara olacak. Teşekkürler hepinize. Her şeye rağmen güzel bir etkinlik oldu. Daha nicelerinde görüşmek üzere.

Appserv #2003 hatası

Selamlar. Yazmayalı epey oldu. Blogu takip eden var mı bilmiyorum ama, eğer varsa yazmıyorum diye kızmıyordur bana umarım 🙂

Appserv’de Phpmyadmin’e girerken karşılaştığım ve türkçe kaynaklarda çözümünü bulamadığım “#2003 – Sunucu yanıt vermiyor” veya “#2003 – The server is not responding” hatasının çözümünü bulmuş bulunmaktayım. Görselde 2002 yazıyor ona aldanmayın hatayı alırken resim çekmeyince Google’da onu bulabildim ancak 🙂

Neyse gelelim çözüme, Başlat -> Tüm programlar -> Appserv -> Add-Remove Windows Service kısmına girip önce “MySQL Uninstall Service” diyip, daha sonra aynı bölümden “MySQL Install Service” dediğinizde sorunumuz çözülmüş oluyor. Kolaymış değil mi? Ama bu kolay çözümü bulmak 10 dakikamı aldı 🙂

Neyse bugünlükte bu kadar. Esen kalın efendim 🙂

kaynak: http://fm820.wordpress.com/2011/07/24/phpmyadmin-2003-the-server-is-not-responding/

Sosyal İşbirlikçi Filtreleme

Bu yıl üniversitede 4. yılım malum. Hal böyle olunca tez çalışması yapmak gerekti. Bende 1-2 yıl önceden belirlediğim konuda yapmaya karar verdim tezimi. O konu ise Tavsiye Sistemleri. Hem okuduğum bölüm olan istatistiği hemde ilgi alanım ve mesleğim gördüğüm yazılımı bir arada barındırıyordu. Bu yüzden seçmiştim bu konuyu. Hikayeyi bırakırsak sizlerle bu konuda öğrendiklerimin bir kısmını paylaşacağım.

Tavsiye Sistemleri ana başlığı altında kendime seçtiğim alan İşbirlikçi Filtreleme (collaborative filtering) oldu. Tavsiye sistemleri biraz daha geniş bir tanım. Öncelikle İşbirlikçi Filtreleme’yi araştırmakla başladım.

Peki nedir bu İşbirlikçi Filtreleme

İşbirlikçi Filtreleme, bazı öneri sistemlerini kullanan bir tekniktir[1]. İF  yaklaşımının altında yatan temel varsayım geçmişte kabul edilenlerin gelecekte de kabul edilebileceğidir[2]. İF genel olarak iki farklı biçimde uygulanır[3]. Bunlar

  • Öğe Bazlı (Item Based) İşbirlikçi Filtreleme
  • Kullanıcı Bazlı (User Based) İşbirlikçi Filtreleme

Kullanıcı bazlı filtrelemede kullanıcılar beğenileri ile karşılaştırılır ve kullanıcı için en yakın kullanıcı bulunarak onun diğer beğendikleri kullanıcıya önerilir. Öğe bazlı filtrelemede ise  bir öğe-öğe matrisi ile öğeler arası benzerlikler hesaplandıktan sonra o öğeyi beğenenlere benzer öğeler önerilir.

Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse;

Öğe bazlı İşbirlikçi Filtreleme ile Kullanıcı bazlı İşbirlikçi Filtrelemenin karşılaştırılması

 

Şekildeki durumda, kullanıcı bazlı filtrelemede kullanıcılar eşleştirildiğinden 3. kullanıcıya üzüm ve portakal önerilirken öğe bazlı filtrelemede öğeler eşleştirildiğinden 3. Kullanıcıya yalnızca üzüm önerilir[4].

Genel olarak İF’nin sözel anlatımı bu kadar. Kafanızda birşeyler canlanmıştır. Birazda uygulama yapalımki iyice otursun kafalarda :).

Sosyal Ağlar yardımı ile İşbirlikçi Filtreleme

Uygulamayı anlaşılabilir olması açısından basit düzeyde tuttum. Amacımız bir kullanıcının beğendiği filmlere göre henüz beğenmediği ama beğenmesi yüksek olasılıklı filmleri önermek. Kullanıcı verileri için (örneğin kullanıcının beğendiği filmler) Facebook verilerini kullandım, bu sayede İF’nin ilk kullanıcı hakkında bilgi sahibi olmama (cold start) problemine de bir çözüm yolu getirmiş oldum. Önerilebilecek filmleri bulabilmek için ise hazır veritabanı kullanmak yerine ise gene Facebook verilerini kullandım. Önerilecek filmleri de kullanıcının arkadaşlarının beğendiği filmler üzerinden buluyor. Ayrıca bir bildiri için hazırlanan tez çalışmama da şuradan bakabilirsiniz.

Uygulamaya şu adresten ulaşabilirsiniz. Bu arada bu uygulamanın gelişmiş versiyonunu yeni projem olan Fragmanda sitesinde kullanacağım. Öğrendiklerimizi kullanmamız gerek, yoksa ne anlamı var değil mi? 🙂

Kaynaklar:

  1. http://en.wikipedia.org/wiki/Collaborative_filtering
  2. http://degiske.com/2010/10/10/isbirlikci-filtreleme
  3. http://ojs.academypublisher.com/index.php/jsw/article/viewFile/0507745752/1954
  4. http://cuihelei.blogspot.com/2012/09/the-difference-among-three.html

MongoDB ve Node.JS nedir?

Uzun bir aradan sonra merhaba. Geçen gün Google Developer Group İstanbul ekibinin hazırladığı, 2013’ün ilk konferansı olan “Merhaba 2013” için İTÜ Ayazağa kampüsündeydim. Ve öğrendiklerimi (gene not alma fırsatım olmadığından) hatırladığım kadarıyla paylaşmak istedim. Yazmadığım dönemde katıldığım başka konferanslarda oldu ancak onlarla ilgili sizinle paylaşabileceğim bir şey bulamadığımdan yazmadım (diyerek sürekli konferanslara gittiğim imasındada bulunmuş olayım 🙂 ). Neyse geçelim konumuza.

Bugün benim katıldığım oturumlardaki konu MongoDB ve Node.JS idi. Uzun zamandır duyuyordum bu kelimeleri. Ve anlamını bilmediğim bir kelime olarak havada kalıyordu. Bugün gitme amacım tamamen öğrenmek olmasada, bu kelimelerin içini doldurmaktı. Amacıma da ulaştım. Sizlere de kulak aşinalığı olması açısından dilim döndüğünce anlatacağım.

İlk olarak öğrendiğim sırayla gidersem, MongoDB ile başlayalım.

Nedir MongoDB?

MongoDB ilişkisel olmayan yani NoSQL veritabanı. Peki ne demek bu ilişkisel olmayan? Yani düşününki veritabanı var, ama içinde ne tablo var, ne transactions (select,insert,update,delete gibi işlemler) var. Peki nasıl oluyor bu iş derseniz şöyleki, MongoDB’yi benim anladığım JSON formatında verileri Array(dizi) olarak tutan bir veritabanı olarak düşünebiliriz. Yani bildiğimiz JSON formatı olduğu için çekilen verileri JSON teknikleri ile sayfaya dökebiliyoruz. Peki neden MongoDB derseniz, en önemli sebep kesinlikle HIZ. Popüler Big Data (Büyük Veri) işlemlerde büyük hız avantajı sağlıyor. Hız isteyenler ve büyük veriyle çalışanlar kesinlikle geçmeli yani. Bu bana MS Access’ten MySQL’e geçtiğim zamanı hatırlattı. Zamanında Access yeterliyken, internet hızlandıkça, veriler arttı, bu oldukça da Access yetmemeye başladı, ve Mysql’e geçildi. Aynı süreç henüz gerekmesede ileride MongoDB için yaşanabilir. Bunu ancak zaman gösterecek.

İkinci olarakta NodeJS ile devam edelim.

Nedir Node.js?

Node.JS sunucu tarafında çalışan(server-side) bir framework. Yani bir programlama dili değil. Amacı bir nevi sunucuda JS çalıştırmak. Bunu örnekle açıklarsam daha kolay olacak sanırım. Örneğin siz bir javascript kodu koyduğunuzda sitenize, kullanıcı sitenize girer ve tarayıcısı destekliyor ise o JS kodu çalışır ve işlemler gerçekleşir. Node.JS ise bunu sunucu tarafında yaparak kullanıcının Tarayıcısından bağımsız çalışmasını sağlıyor. PHP nasıl siteye her giren için aynı sonucu veriyor, sunucu üzerinde yorumlanıp sonuç herkese aynı sunuluyor ise buda öyle birşey. Bu sayede HTML5 ile dahada önem kazanan JS herkeste sorunsuz çalışır hale gelmiş oluyor. Node.JS’in bir diğer büyük avantajı ise HIZ. Apache, ISS vs gerektirmiyor. Node.JS kurduktan sonra, 3-4 satır kod ile HTTP server haline getirebiliyorsunuz bilgisayarınızı veya sunucunuzu.

Dikkatinizi çektiyse iki yeni teknolojide de HIZ vurgusunu yaptım. Etkinlikte söylendiğine göre LinkedIn son tasarım değiştirdiğinde aynı zamanda Node.JS ve MongoDB ikilisine geçiş yapmış, trafiği 2 kat artmasına rağmen sayfa açılış hızı ise 5 kat artmış. Bu muhteşem bir fark.

Genel olarak paylaşmak istediklerim, aklıma gelenler bu kadar şimdilik. Daha detaylı bilgiler için MongoDB ve Node.JS sunumunda kullanılan sunulara şuradan ulaşabilirsiniz.

Yurtdışından alışveriş

Yaklaşık 3 yıldır, yılda 2-3 defa yurtdışından(genellikle Çin’den) alışveriş yapan biri olarak tecrübelerimi paylaşmak istedim. Hatta telefonlar için 3-5 tanesi birden 2$’a kapınıza kadar gelen en kral ekran koruyucu jelatinlerin telefoncularda tanesi 15 ile 40 lira arasında satıldığını öğrenince kendimi buna mecbur hissettim diyebilirim. Amacım kimsenin işini öldürmek, baltalamak değil. Fakat bir ürünün %4000 kar ile satıldığı nerede görülmüş? Koruyucu arka kapaklarda aynı şekilde bu örneğe cuk oturuyor. Dolayısıyla bu yazıyı yazıyorum.

Öncelikle yurtdışından alışveriş yapabilmeniz için Paypal hesabına sahip olmanız gerektiğini söylemekte fayda var. Onun içinde kredi kartınızın olması gerekli. Eğer Paypal hesabına sahipseniz bilmeniz gereken 2. şey ise hangi siteleri kullanabileceğiniz. Ben Ebay (ABD – hemen hemen herşey) ve DealExtreme (Çin – elektronik,hobi vs) dışında bir site kullanmadım şu güne kadar. Ve bu iki sitedede sorun yaşamadım ( Bir ürünüm yaklaşık 5 haftadır gelmedi ama buna ilerleyen bölümlerde değineceğim, hala gelebilir). O yüzden bu ikisini önerebilirim. Ancak bunlar dışındada Türkiye’ye gönderim yapan bildiğim siteler: Focalprice (Çin – elektronik,oyuncak vs), Overstock (ABD – mobilya, elektronik vs),  Amazon (ABD – Türkiye’ye sadece kitap bildiğim kadarıyla), Ebay UK (İngiltere – Avrupa olduğu için daha çabuk geliyor), Banggood (Çin – Ufak aparatlar için ama genelde model helikopter almak için kullanılıyor)

3. olarak değinmek istediğim nokta: kargo. Çin’den gelen ürünler (Ebay’de de var) genellikle free shipping (ücretsiz kargo) oluyor. Ancak çoğu takipsiz. Yani takip numarası verilmiyor, bu sebeple ürününüzün nerede olduğunu, ne zaman gelebileceğini takip edemiyorsunuz. Fakat, 1.5$ civarı bir kargo ücreti ödeyerek takipli göndermesinide isteyebilirsiniz satıcıdan içiniz rahat etmiyor ise. Şöyle birşey söyleyebilirim bu konuda, ben genelde 10$’a kadar olan alışverişlerimde free shipping ile alıyorum. Şuana kadar gelmeyen tek ürünüm oldu. Oda takipsiz olduğu için birşey diyemiyorum ancak heran gelebilir. Sadece benim alışverişlerime göre takipsiz kargonun ulaşma olasılığı %90’ın üzerinde 🙂 ABD’den gelen ürünlerde ise gene takipsiz ve takipli olması sizin tercihiniz. Ancak takipli alışverişi seçerseniz aldığının ürününü kutusunun büyüklüğüne göre kargo ücreti 50$’a kadar çıkabiliyor. Ki bu saydıklarımın hepsi devlet postası. Yani bizdeki PTT. Hesabınızı ona göre yapın.

Son olarakta gümrük/vergi mevzusundan bahsedeyim. Son çıkan yasaya göre (Ağustos 2011 sanırım) 75€ altındaki ürünleriniz vergiden muaf. Tabi kaynağı hatırlamamakla beraber yılda 5 kez oluyor bu muafiyet diye biliyorum. Alışverişinizi ona göre abartmadan yapın 🙂 . 75€ üstünde ise %20 civarında vergi alınıyor. Birçok ürünün %20 vergi dahil buradaki fiyatlardan daha uygun olduğunu söylemeye gerek yok sanıyorum. Ve oran veremesemde 75€ üstünde olmasına rağmen gümrükte ürününün gümrükte takılmadığını söyleyen birçok kullanıcıya rastladım. Ancak bunun bir garantisi yok tabiki, şansınıza kalmış birazda. Ek olarak şuradaki videoyu izlemekte fayda var.

Genel olarak söylemek istediklerim bunlar. Bizlere tanınan bu hakkı kötüye kullanmadan tasarruf etmeniz dileğiyle. Aklınıza takılan yer olur ise yorum aracılığı ile sorabilirsiniz ancak lütfen şu gün, şunu aldım ne zaman gelir tarzı sorular sormayın. İnanın bende bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla en geç 30 iş günü sürebilir gelmesi. Daha fazla sürdü ise endişe edebilirsiniz, daha azına değil 🙂

Telefonu bilgisayara 3G modem olarak tanıtmak

Selamlar öncelikle. Uzun zamandır yazmıyordum. Yazmama sebebim son zamanlarda faydalı bilgiler edinmemiş olmam. Edindiğimde acilen paylaşıyorum zaten sizinle. Velhasıl şimdi paylaşmam gereken bilgiler öğrendim ve yazıyorum.

Olay dedem ve babanemi gerek ziyaret, gerek yardım etmek amacıyla memleketim olan Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı Anaçlı köyüne gelmemle başladı. Bizim köy, mis gerçekten 🙂 Temiz havası, temiz suyu ile sağlıklı bir yaşam alanı. Hamama giren terler misali, buradada çalışmak bitmiyor. Bu sayede son dönemlerde aldığım kiloları veririm derken, fark ettim ki çok daha fazla yiyorum.  Sonuçta ne olacak bilmiyoorum 🙂 Neyse özel hayat kısmına daha fazla girmeyeyim. Neticede internet’in elimin altında olması gerekiyordu. Fakat sorun şuydu ki telefon yaklaşık 2 aydır kesik, ve “kablo gelmedi” diyerek düzeltmiyordu/düzeltemiyordu “Türk Telekom”. Bende sorunu nasıl çözeceğimi düşünürken 3G geldi aklıma. Burada 3G çekmiyor gerçi, ama EDGE var ve oda işimi görür diye düşündüm. Görüyorda 🙂

Araştırmalarımı yaptım. Önce Turkcell’e gittim. Bana 1 aylık 3G lazım diye. Onlarda 1 aylık paketleri olmadığını, 3 aylık paket almam gerektiğini söylediler. Fiyatını sordum, toplamda 3 aylık 180 lira civarına geliyordu. Çok geldi açıkcası. Diğer bir seçenekte Vınn alıp internet paketi almaktı. Sadece Vınn bedelinin 120 lira civarı olduğunu düşünürsek o seçenekte pek karlı gözükmedi. En mantıklısı Gittigidiyor gibi bir yerden 2. el Vınn alıp Turkcell’den paket almak gözüküyordu o sırada. Daha sonra Vodafone’a gittim. Orada da 1 aylık paketleri olmadığını, 3 aylık olduğunu söylediler. Toplamda da Turkcell’e göre oldukça uygundu. 110 lira civarı. İyi dedim Avea’ya da bakayım olmazsa alayım (Vodafone’da da taahhütsüz almak isteyenlere vodemler 120 lira civarı). Avea’ya gittiğimde ilginç bir olay oldu. Görevli bayana her zamanki gibi “1 aylık 3G internete ihtiyacım” olduğunu söylediğimde telefonundan 500’ü arayarak bana verdi. Buyrun sorun dedi 🙂 Yapılan şey karşısında şaşkınlığımı gizleyememekle beraber müşteri temsilcisinin açmasını bekledim. Aynı şekilde olayı anlattım. Bana telefonumu bilgisayara modem olarak tanıtabileceğimi ve daha sonra 14.5 tl’ye 1GB internet paketi alarak kullanabileceğimi söyledi. Çok iyi değil mi? 🙂 Şaşırdım ve kendimi internet cafede buldum olayın detaylarını araştırmak için. Meğer bu olay eskiden epey popülermiş. ADSL bu kadar hızlı olmadığı zamanlarda. ADSL hızlanınca popüleritesi sönmüş ama şimdi 3G çıkınca tekrar gündeme gelmiş.

Neticede anladımki Vınn,Vodem,Jet vesaire para tuzağı. 3G’si olan herhangi bir telefon modem işini görüyor zaten (Biraz fazla şarj yiyor ama). Hatta 3G’si olmayan ama EDGE’si olan telefonlarda iş görüyor. Bluetooth veya Kızılötesi ile bilgisayarla bağlantı kuruyor ve telefonun internetini kullanıyorsunuz. Hatta onlar yoksada USB kablosu iş görüyor. Yapmanız gerekenler şunlar:

Önce telefonun Bluetooth’unu açıyorsunuz. Herkese görünür şekilde tabi. Daha sonra bilgisayardan  Denetim masası>Aygıtlar ve yazıcılar bölümüne giriyorsunuz. Aygıt ekle diyerek telefonunuzu ekliyorsunuz. Daha sonra telefonunuza çift tıklatarak Bluetooth Aygıt Denetimi bölümüne girmiş oluyorsunuz. Orada numara kısmına *99# yazıyoruz gerekirse. Ve bağlan diyoruz. Hepsi bu kadar. 🙂 Bulunduğunuz konumda telefonunuz 3G çekiyorsa 3G hızında, EDGE çekiyorsa EDGE hızında internete bağlanıyorsunuz. Ve 14.5 tl ile kısa süreli internet ihtiyacınızı çözmüş oluyorsunuz 🙂 Hadi güle güle girin internete 🙂 Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.

Not: Kızılötesi olmadığı için onu test edemedim ama o şekilde bağlanmak için bilgisayarınızda kızılötesi olması gerekiyor hatırlatayım. Yok ise usb aparatlar ile bu desteği sağlayabilirsiniz ama telefonun uzakta olabilmesi avantajı dolayısıyla Bluetooth’u tavsiye ederim.

Güncelleme: Android veya iOS işletim sistemli telefonlarda direk Wifi Hotspot oluşturma var. Yani onlar için internet paylaştırma olayı çok daha kolay. Bu yazı eski model telefonlar içindir.