Elasticsearch’ü Servis Olarak Kullanmak

Eğer web siteniz veya mobil uygulamanızda bir arama fonksiyonu var, ve bu ürününüz için önemli bir noktada ise, bir search engine’e ihtiyacınız var demektir. Bunun için kullanabileceğiniz çeşitli alternatifler var. Solr ve Elasticsearch’ü açık kaynak olarak indirip, kendi sunucunuz üzerine kurabileceğiniz gibi, Elasticsearch’ü servis olarak veren yerler’de mevcut. Algolia ise sadece servis olarak kullanabileceğiniz bir başka alternatif.

Benim derlediğim, Elasticsearch’ü (yeni ismi ile Elastic) servis olarak (Elasticsearch as a Service) kullanabileceğiniz yerler aşağıdaki gibi:

  • Elastic.co: Elasticsearch’ün kendisi direk servis olarak da hizmet sunmakta
  • Compose.io: Elasticsearch hizmeti bulunmakta.
  • AWS Elasticsearch Service: Amazon’un sunduğu Elasticsearch hizmeti.
  • Qbox.io: Sadece Elasticsearch hizmeti veriyor.
  • Searchly: Sadece Elasticsearch hizmeti veriyor.
  • Bonsai.io: Bir başka Elasticsearch hizmeti alternatifi.

Elasticsearch ile ilk tanıştığımda bunlardan bir çoğu yoktu. Ancak şuan alternatiflerin çok olmasını olumlu görüyorum tabiki. Daha önce Compose.io ve AWS hizmetini kullandım. Size önerim ise kesinlikle AWS. Öncelikle ihtiyacınızı belirleyip, daha sonra hepsi için pricing bölümüne girip karşılaştırma yapabilirsiniz. İhtiyacınızı belirlerken Storage (bu ihtiyacı datanızın boyutuna göre belirleyin) ve Ram (bu ihtiyacı Data’nıza ne kadar istekte bulunacağınıza göre belirleyin) miktarına bakın. Servis olarak almadan önce, kendi sunucunuz üzerinde kullandıysanız zaten neye ihtiyacınız olduğunu bilirsiniz. Eğer bu şekilde kullanmadıysanız herhangi bir servis üzerinden deneyerek ihtiyacınızı belirleyebilirsiniz.

Compose.io Deneyimi

Index’letmek istediğiniz datanın kaplayacağı alana göre (storage) fiyat belirleyen Compose, küçük miktardaki datalar için oldukça uygun fiyatlara bu hizmeti veriyor. Ancak maalesef bu küçük paketlerde pek stabil olduğu söylenemez. Data miktarı büyük olduğunda ise zaten fiyat uygun olmuyor 🙂 Dolayısıyla Compose deneyimi sonrası yeni arayışlara girmemiz gerekti. Sonrasında sunucu tarafında kullandığımız Amazon’un ElasticSearch servisi olduğunu gördük ve denedik.

AWS Elasticsearch Service Deneyimi

AWS’nin Elasticsearch servisinde direk bir fiyatlandırma yok. Bunun yerine bu servis için EC2 ve storage kullanıyorsunuz ve bunları ücretlendiriyor. Yani 5-6 GB üzerinde bir storage’a ihtiyacınız var ise AWS sizin için daha uygun oluyor. Fiyatlandırma tarafında ise yapacağınız istek sayısına bağlı olarak (çünkü EC2 sunucularının kapasitesini ona göre belirlemeniz gerekiyor) eğer çok yoğun kullanılan bir servis değil ise oldukça uygun’a geliyor. Stabilite tarafı ise gene ihtiyacınız ve ihtiyacınıza uygun sunucu seçimi yapmış olmanızla alakalı. Biz şuan gayet memnunuz.

Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Ek olarak sorularınız olur ise lütfen sormaktan çekinmeyin. Diğer AWS servisleri ile ilgili bir yazı’da sonraki yazılarımızın konusu olsun 🙂

Devir Bulut Devri!

Merhaba herkese,

Bugün sizlere bulut sunucu dünyasından ve alternatiflerden biraz bahsetmek istiyorum. Digitalocean gibi uzun zamandır kullandığım ve memnun olduğum bir cloud server sağlayıcısına ilaveten, AWS (Amazon) , Linode gibi alternatiflerden de bahsedeceğim. Siz seçiminizi yaparken, önce ihtiyaçlarınıza karar vermelisiniz.

Temel farklarına gelecek olursak,

AWS:

Amazon, bugün bulut sunucu dediğimiz sunucu mimarinisi, daha adı bulut sunucu değilken kurgulayan, aslında bir nevi bulut sunucu denilen yapıyı icat eden firma. Sektörün bildiğim ilk, dolayısıyla en tecrübeli oyuncusu. Hal böyle olunca farklı ihtiyaçlar için birbirinden farklı servisleri mevcut. Amazon Web Services ismi şimdi daha anlamlı geliyordur diye düşünüyorum. EC2 (cloud server) , S3 (Simple Storage Service) , RDS (Relational Database Service) gibi gibi bir çok servisi mevcut. Bence en büyük artısı  Elastic Load Balancing iken en büyük eksisi fiyatı!

Linode:

10$’dan başlayan fiyatlarla sanal sunucu (Amazon’daki EC2) oluşturmanızı sağlıyor. Ek olarak NodeBalancers adını verdikleri, sunucuya binen yükü otomatik dağıtmayı sağlayan bir servisleride mevcut. Ancak tabiki Amazon seviyesinde değil.

DigitalOcean:

Amazon’dan çok Linode’a rakip diyebileceğimiz DigitalOcean 5$’dan başlayan fiyatlarla Sanal Sunucu veriyor. Bugün Türkiye dahil dünyada çılgın gibi büyüyen bir firma. Bunun arkasında 5$ etiketinin etkisi olsada, bence en büyük avantajı Community! Github’da arattığınızda DigitalOcean serverları için yazılmış 600 küsür Repo görebilirsiniz. Bu rakam Linode’da 300’lerde iken AWS tabiki 1000 civarı. Uygulamada, örneğin DigitalOcean’da olmayan bir özellik olan LoadBalancer’ı github’daki bir repo sayesinde 5$’a ikinci bir makine açıp kullanabilirsiniz.

Tüm bunlara alternatif olarak Türkiye’den birkaç firma yazabilmeyi çok isterdim ancak maalesef, en iyi dediğimiz Türk firmaları bile bu işi henüz örnek verdiğim sitelerdeki standartların çok altında yapıyor. Bırakın load balance’ı Türkiye’de hiçbir firma siz ticket açıp istemeden (bulut!) sunucunuzun ram veya cpu’sunu arttırıp azaltabilmenize imkan vermiyor.

Favorim olan DigitalOcean için temel sunucu ve panel kurulumunu anlatan bir link paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum.

http://www.hakanyazici.com.tr/blog/digital-oceanda-vesta-cp-kurulumu/

Buluta geçmeniz dileğiyle,

 

Brackets Kullanımı

Selamlar herkese,

Uzun zamandır yazmak istiyorum, ancak yazmaya değer taze bilgi edinemiyordum her nasılsa. Bir süredir Brackets adında bir geliştirme editörü kullanıyordum, ve onun hakkında yazmaya karar verdim. Brackets’ı Adobe geliştirmiş, ancak açık kaynak geliştirmesi GitHub üzerinden devam ediyor. Daha emekleme döneminde sayılabilir Brackets ama, böyle emekliyorsa nasıl yürür merak konusu!

Notepad++ veya Sublime Text kullananlar Brackets’ı mutlaka deneyin. Şahsen Sublime Text kullanmıyordum zaten ama uzun zamandır Notepad++ kullanan biri olarak Brackets’a geçtiğimde çağ atlamış gibi hissettim kendimi.

Brackets’ın bazı özellikleri:

Canlı Önizleme: bu özellik sayesinde html dosyasında yaptığınız değişikliği canlı olarak chrome tarayıcınızda da görebilirsiniz.

Quick View: bu özellik ile örneğin renk kodlarının üzerine geldiğinizde hangi tonda bir renk yakaladığınızı görebilirsiniz.

Quick Edit: bu özellik ile örneğin bir class seçip sağ tıkladığınızda hızlı düzenle diyerek direk ilgili stil dosyasındaki ilgili bölümü düzenleyebilirsiniz.

Eklenti Desteği: Aşağıdaki listede verdiğim ve vermediğim birçok eklenti ile daha bir çok özelliğe sahip olabilirsiniz.

Neyse hikaye kısmını geçip, Brackets’ın kurulumuna geçelim. Brackets’o brackets.io adresinden indirebilirsiniz. Ve ardından ilk yapmanız gereken şey bence eklenti bölümüne gelerek, şu eklentileri kurmak:

Brackets Darker (Koyu renkli temalar)

Brackets Language Swither (Belki lazım olmayacak ama Notepad++’dan alışkanlık, el altında bulunsun 🙂 )

eqFTP ( şuan Brackets’daki en iyi FTP yazılımı. Dosyayı kaydettiğinizde otomatik upload özelliği mevcut)

Emmet ( Notepad++’dan tanıdığımız Emmet işte. Hızlı HTML ve CSS kodları yazmak için)

Extension Highlighter ( Dosya ağacındaki dosya uzantılarını renklendirmek için, kullanışlı )

Minifier ( Gerektiğinde .min dosyaları elde etmek için )

Share to pastebin ( kod parçacıklarını tek tıkla paylaşmak için)

Todo (dosyaların içlerindeki notları tek bir yerden görebilmek için.

Ve bunları kurup ufak tefek ayarlarını da yaptığınızda inanılmaz bir Geliştirme Editörü olduğunun bir kez daha farkına varıyorsunuz. Belki BackEnd geliştirme için henüz erken ama FrontEnd için ideal.Aklınıza takılan, bulamadığınız, merak ettiğiniz herhangi bir şey için yorum bırakabilirsiniz.

Görüşmek üzere.

 

Yurtdışından alışveriş

Yaklaşık 3 yıldır, yılda 2-3 defa yurtdışından(genellikle Çin’den) alışveriş yapan biri olarak tecrübelerimi paylaşmak istedim. Hatta telefonlar için 3-5 tanesi birden 2$’a kapınıza kadar gelen en kral ekran koruyucu jelatinlerin telefoncularda tanesi 15 ile 40 lira arasında satıldığını öğrenince kendimi buna mecbur hissettim diyebilirim. Amacım kimsenin işini öldürmek, baltalamak değil. Fakat bir ürünün %4000 kar ile satıldığı nerede görülmüş? Koruyucu arka kapaklarda aynı şekilde bu örneğe cuk oturuyor. Dolayısıyla bu yazıyı yazıyorum.

Öncelikle yurtdışından alışveriş yapabilmeniz için Paypal hesabına sahip olmanız gerektiğini söylemekte fayda var. Onun içinde kredi kartınızın olması gerekli. Eğer Paypal hesabına sahipseniz bilmeniz gereken 2. şey ise hangi siteleri kullanabileceğiniz. Ben Ebay (ABD – hemen hemen herşey) ve DealExtreme (Çin – elektronik,hobi vs) dışında bir site kullanmadım şu güne kadar. Ve bu iki sitedede sorun yaşamadım ( Bir ürünüm yaklaşık 5 haftadır gelmedi ama buna ilerleyen bölümlerde değineceğim, hala gelebilir). O yüzden bu ikisini önerebilirim. Ancak bunlar dışındada Türkiye’ye gönderim yapan bildiğim siteler: Focalprice (Çin – elektronik,oyuncak vs), Overstock (ABD – mobilya, elektronik vs),  Amazon (ABD – Türkiye’ye sadece kitap bildiğim kadarıyla), Ebay UK (İngiltere – Avrupa olduğu için daha çabuk geliyor), Banggood (Çin – Ufak aparatlar için ama genelde model helikopter almak için kullanılıyor)

3. olarak değinmek istediğim nokta: kargo. Çin’den gelen ürünler (Ebay’de de var) genellikle free shipping (ücretsiz kargo) oluyor. Ancak çoğu takipsiz. Yani takip numarası verilmiyor, bu sebeple ürününüzün nerede olduğunu, ne zaman gelebileceğini takip edemiyorsunuz. Fakat, 1.5$ civarı bir kargo ücreti ödeyerek takipli göndermesinide isteyebilirsiniz satıcıdan içiniz rahat etmiyor ise. Şöyle birşey söyleyebilirim bu konuda, ben genelde 10$’a kadar olan alışverişlerimde free shipping ile alıyorum. Şuana kadar gelmeyen tek ürünüm oldu. Oda takipsiz olduğu için birşey diyemiyorum ancak heran gelebilir. Sadece benim alışverişlerime göre takipsiz kargonun ulaşma olasılığı %90’ın üzerinde 🙂 ABD’den gelen ürünlerde ise gene takipsiz ve takipli olması sizin tercihiniz. Ancak takipli alışverişi seçerseniz aldığının ürününü kutusunun büyüklüğüne göre kargo ücreti 50$’a kadar çıkabiliyor. Ki bu saydıklarımın hepsi devlet postası. Yani bizdeki PTT. Hesabınızı ona göre yapın.

Son olarakta gümrük/vergi mevzusundan bahsedeyim. Son çıkan yasaya göre (Ağustos 2011 sanırım) 75€ altındaki ürünleriniz vergiden muaf. Tabi kaynağı hatırlamamakla beraber yılda 5 kez oluyor bu muafiyet diye biliyorum. Alışverişinizi ona göre abartmadan yapın 🙂 . 75€ üstünde ise %20 civarında vergi alınıyor. Birçok ürünün %20 vergi dahil buradaki fiyatlardan daha uygun olduğunu söylemeye gerek yok sanıyorum. Ve oran veremesemde 75€ üstünde olmasına rağmen gümrükte ürününün gümrükte takılmadığını söyleyen birçok kullanıcıya rastladım. Ancak bunun bir garantisi yok tabiki, şansınıza kalmış birazda. Ek olarak şuradaki videoyu izlemekte fayda var.

Genel olarak söylemek istediklerim bunlar. Bizlere tanınan bu hakkı kötüye kullanmadan tasarruf etmeniz dileğiyle. Aklınıza takılan yer olur ise yorum aracılığı ile sorabilirsiniz ancak lütfen şu gün, şunu aldım ne zaman gelir tarzı sorular sormayın. İnanın bende bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla en geç 30 iş günü sürebilir gelmesi. Daha fazla sürdü ise endişe edebilirsiniz, daha azına değil 🙂

Telefonu bilgisayara 3G modem olarak tanıtmak

Selamlar öncelikle. Uzun zamandır yazmıyordum. Yazmama sebebim son zamanlarda faydalı bilgiler edinmemiş olmam. Edindiğimde acilen paylaşıyorum zaten sizinle. Velhasıl şimdi paylaşmam gereken bilgiler öğrendim ve yazıyorum.

Olay dedem ve babanemi gerek ziyaret, gerek yardım etmek amacıyla memleketim olan Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı Anaçlı köyüne gelmemle başladı. Bizim köy, mis gerçekten 🙂 Temiz havası, temiz suyu ile sağlıklı bir yaşam alanı. Hamama giren terler misali, buradada çalışmak bitmiyor. Bu sayede son dönemlerde aldığım kiloları veririm derken, fark ettim ki çok daha fazla yiyorum.  Sonuçta ne olacak bilmiyoorum 🙂 Neyse özel hayat kısmına daha fazla girmeyeyim. Neticede internet’in elimin altında olması gerekiyordu. Fakat sorun şuydu ki telefon yaklaşık 2 aydır kesik, ve “kablo gelmedi” diyerek düzeltmiyordu/düzeltemiyordu “Türk Telekom”. Bende sorunu nasıl çözeceğimi düşünürken 3G geldi aklıma. Burada 3G çekmiyor gerçi, ama EDGE var ve oda işimi görür diye düşündüm. Görüyorda 🙂

Araştırmalarımı yaptım. Önce Turkcell’e gittim. Bana 1 aylık 3G lazım diye. Onlarda 1 aylık paketleri olmadığını, 3 aylık paket almam gerektiğini söylediler. Fiyatını sordum, toplamda 3 aylık 180 lira civarına geliyordu. Çok geldi açıkcası. Diğer bir seçenekte Vınn alıp internet paketi almaktı. Sadece Vınn bedelinin 120 lira civarı olduğunu düşünürsek o seçenekte pek karlı gözükmedi. En mantıklısı Gittigidiyor gibi bir yerden 2. el Vınn alıp Turkcell’den paket almak gözüküyordu o sırada. Daha sonra Vodafone’a gittim. Orada da 1 aylık paketleri olmadığını, 3 aylık olduğunu söylediler. Toplamda da Turkcell’e göre oldukça uygundu. 110 lira civarı. İyi dedim Avea’ya da bakayım olmazsa alayım (Vodafone’da da taahhütsüz almak isteyenlere vodemler 120 lira civarı). Avea’ya gittiğimde ilginç bir olay oldu. Görevli bayana her zamanki gibi “1 aylık 3G internete ihtiyacım” olduğunu söylediğimde telefonundan 500’ü arayarak bana verdi. Buyrun sorun dedi 🙂 Yapılan şey karşısında şaşkınlığımı gizleyememekle beraber müşteri temsilcisinin açmasını bekledim. Aynı şekilde olayı anlattım. Bana telefonumu bilgisayara modem olarak tanıtabileceğimi ve daha sonra 14.5 tl’ye 1GB internet paketi alarak kullanabileceğimi söyledi. Çok iyi değil mi? 🙂 Şaşırdım ve kendimi internet cafede buldum olayın detaylarını araştırmak için. Meğer bu olay eskiden epey popülermiş. ADSL bu kadar hızlı olmadığı zamanlarda. ADSL hızlanınca popüleritesi sönmüş ama şimdi 3G çıkınca tekrar gündeme gelmiş.

Neticede anladımki Vınn,Vodem,Jet vesaire para tuzağı. 3G’si olan herhangi bir telefon modem işini görüyor zaten (Biraz fazla şarj yiyor ama). Hatta 3G’si olmayan ama EDGE’si olan telefonlarda iş görüyor. Bluetooth veya Kızılötesi ile bilgisayarla bağlantı kuruyor ve telefonun internetini kullanıyorsunuz. Hatta onlar yoksada USB kablosu iş görüyor. Yapmanız gerekenler şunlar:

Önce telefonun Bluetooth’unu açıyorsunuz. Herkese görünür şekilde tabi. Daha sonra bilgisayardan  Denetim masası>Aygıtlar ve yazıcılar bölümüne giriyorsunuz. Aygıt ekle diyerek telefonunuzu ekliyorsunuz. Daha sonra telefonunuza çift tıklatarak Bluetooth Aygıt Denetimi bölümüne girmiş oluyorsunuz. Orada numara kısmına *99# yazıyoruz gerekirse. Ve bağlan diyoruz. Hepsi bu kadar. 🙂 Bulunduğunuz konumda telefonunuz 3G çekiyorsa 3G hızında, EDGE çekiyorsa EDGE hızında internete bağlanıyorsunuz. Ve 14.5 tl ile kısa süreli internet ihtiyacınızı çözmüş oluyorsunuz 🙂 Hadi güle güle girin internete 🙂 Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.

Not: Kızılötesi olmadığı için onu test edemedim ama o şekilde bağlanmak için bilgisayarınızda kızılötesi olması gerekiyor hatırlatayım. Yok ise usb aparatlar ile bu desteği sağlayabilirsiniz ama telefonun uzakta olabilmesi avantajı dolayısıyla Bluetooth’u tavsiye ederim.

Güncelleme: Android veya iOS işletim sistemli telefonlarda direk Wifi Hotspot oluşturma var. Yani onlar için internet paylaştırma olayı çok daha kolay. Bu yazı eski model telefonlar içindir.